Meslek Seçiminden Sonra İş Hayatına Atılmak

Meslek Seçiminden Sonra İş Hayatına Atılmak Çevremizdekilere buna göre önem ve değer veriyoruz ya da vermiyoruz

Meslek Seçiminden Sonra İş Hayatına Atılmak
Meslek Seçiminden Sonra İş Hayatına Atılmak

Çevremizdekilere buna göre önem ve değer veriyoruz ya da vermiyoruz. Çevremizdeki birisi çok iyi ve düzgün bir insan bile olsa, etiketi ya da sıfatı olan birinden daha az önemseniyor. Buna isterseniz “çıkar ilişkileri” de diyebiliriz. Yaşamsal kararlarını verirken genç insanlar, “iyi adam” olmak yerine “doktor” olmanın daha çok itibar kazandıracağını gözlemliyor.
Sonuçta genç insanlar da bize bakarak etiketleri daha çok önemsiyor. Bunun doğrusu bence, hem iyi insan hem de iyi doktor olmaktır. Biri için öbüründen ödün verilmemelidir. Ama ne yazık ki yetişkinler bu konuda gençlere iyi örnek olamıyor. Hangi mesleğin seçileceği konusu, gencin yetenekleri ve istedikleriyle ilgili olmak yerine “piyasa koşulları” ile ilgili oluyor. Peki, yapacağınız yanlışın sonuçları ne olacak? O da yanlışınızı ne zaman fark edeceğinize bağlı. Belki de hayatınız boyunca hiç fark etmeyecek ve onun kölesi olacaksınız. Olay bir etiket edinme noktasına gelince, zaten her şey altüst oluyor. Bu yüzden on yedi-on sekiz yaşları bu konuda karar vermek için çok erken. Peki çözüm var mı; çözüm de yok. Sistem bunu getiriyor; üniversite sınavına girecek, arkasından da tercih listenizi yapacaksınız. Bu tercih listenize göre de artık sizin hayat çizginiz çizilecek. Burada, Ben doktor olmak istedim, olamadım, bari sen ol, baskısı düşülecek ilk önemli yanlıştır.
Baskıyı yaparsınız, çocuk da sizi kıramaz, sonra aradan on yıl geçer, bir gün oğlunuz ya da kızınız karşınıza gelir ve der ki: Ben sizin yüzünüzden bu bölümü seçtim ve çok mutsuzum. İşte o anda her şey biter. Yani kendi çocuğunuza kötülük etmişsinizdir, hem de iyi niyetle yardımcı olmaya çalışırken. Cehenneme giden yolların iyi niyet taşlarıyla döşendiğini böylece bir kez daha görmüş olursunuz. Bu durumda anne baba olarak ne yapacaksınız? Önce, çocuğunuza hangi mesleğin uyacağını, bu arada hangi mesleklerin, bölümlerin bulunduğunu araştırmalısınız. Bunlar arasında sizin çocuğunuzun hangisine daha yetenekli olduğunu, hangisini yapmaktan daha mutlu olacağını ya da hangisini beceremeyeceğini siz herkesten daha iyi ayırabilirsiniz. Başkaları yeterince yardımcı olamaz, derken bunu demek istiyorum; çünkü çocuğunun kişisel özelliklerini en iyi anne baba bilir. Ben bir eğitimci olarak, karşıma gelmiş çocuğun yüzüne, kaşına, gözüne bakarak o çocuğun özelliklerini ve hangi mesleğin ona uygun olduğunu bilemem. Bunu hiçbir eğitimci, hiçbir rehber öğretmen bilemez.
Bilirmiş gibi yaparak öğrenciye, Senden iyi mühendis olur, demek yanlıştır. Kaldı ki, bir rehber öğretmenin bu sorumluluğu almaması gerekir; çünkü bu sorumluluk aileye, bu arada öncelikle öğrenciye ait bir sorumluluktur. Gene dönüp dolaşıp bu işten kimi sorumlu tutacağımız noktasında aileyi bulduk. Bu noktada hangi mesleği seçeceği konusunda gencin yanında durmak gerekiyor. O kararın olabildiğince doğru olması için, siz anne baba olarak deneyimlerinizi kullanacaksınız; çocuğunuzu uyarıp yönlendireceksiniz ama baskı yapmayacak, ille de, Şunu ol demeyeceksiniz. Şunu olursan bu olur, bunu olursan bu olur, diyerek çocuğunuza seçenek sunacaksınız. Araştırıcı olup, Eğer istersen ben böyle bir şey de buldum, ne dersin, bu sana uyar mı, diye de seçenek sunmayı sürdüreceksiniz. Çünkü genç çocuk en çok buna ihtiyaç duyar. Bu konuda onu tek başına bırakırsanız, Bu senin hayatın, ne istiyorsan ona karar ver, demiş olursunuz ki, iyilik yapmak değildir bu. Kimileri buna “demokrat tavır” dese de, ben “sorumluluğu paylaşmaktan kaçmak” diyorum. Çocuk yalnız kalır; büyük olasılıkla da verdiği karar yanlış çıkar. Yine ideal bir durum tasarlayıp doğru karar verdiğimizi, çocuğumuzun kişilik özelliklerine, yeteneklerine uygun bir meslek seçtiğimizi düşünelim. İşte bu çok güzeldir. O zaman o çocuk da seçtiği ve eğitimini aldığı mesleği iş olarak da sürdürecek demektir. Türkiye’de bunun sayısı ne yazık ki çok az. İnsanlar eğitimini aldıkları mesleği iş olarak pek sürdürmüyor; çünkü Türkiye’de bunun planlaması yapılmıyor. Oysa mutlaka yapılması gerekir. Toplum mühendisliği denebilecek bu planlamalar pek çok ülkede yapılıyor. İlerideki on, yirmi, otuz yıl boyunca ülkenin ne kadar veterinere ihiyacı olacağını hesaplamak ya da tahmin etmek zor değildir. Yeter ki toplum planlaması doğru yapılsın, o zaman gençler hayatlarını planlarken bu verileri de göz önüne alacaktır. Böylece diplomalı ama işsiz yığınlar oluşmamış olur. Demek ki insan mühendisliği ya da toplum mühendisliği gerekiyor.
Toplumun ve ekonominin ihtiyaçları planlanmadığı için her şey rastlantısal gidiyor. Dolayısıyla siz de çıkıp üç ay, beş ay, bir yıl, dayanabileceğiniz kadar iş arıyorsunuz. Sınıra dayandığınız zaman, artık ne olursa onu kabul etmeye başlıyorsunuz. Bir şeyler öğrenmeye başlıyor, sonra da öğrendiklerimi kullanayım diye daldan dala atlıyorsunuz: bir bakıyorsunuz ki, ilgisiz bir yerdesiniz. Elbette bu arada olumlu, iyi sonuçlar da var. Siz belki çok başka alanlarda yetenekliydiniz ama eğitim hayatınızda bunu fark edemediniz ve hayat sizi oraya sürükledi; siz mutluysanız sorun yoktur. Ne var ki, bunun akıllıca olanı, doğru olanı, mutlu olabilmek için bunları önceden planlamaktır. Yoksa mutluluğunuz rastlantıya kalıyor. Kimliğinize, kişiliğinize, becerilerinize uygun bir meslek ve bir iş, daha mutlu olma olasılığınızı artırır.
Güncelleme Tarihi: 08 Kasım 2016, 12:53

İşin Olsa Mobil Uygulamasını Telefonunuza indirerek ve Sosyal Medya üzerinde bizleri takip ederek güncel ilanlardan ve Gelişmelerden ücretsiz haberdar olabilirsiniz.

İşin Olsa Android Uygulamasını indirmek için Buraya Tıklayınız.

İşin Olsa İOS uygulamasını indirmek için Buraya Tıklayınız.

İnstagram Hesabımızı Buradan Takip Et

Facebook Grubumuza Buradan Katıl

Twitter Hesabımızı Buradan Takip Et

YORUM EKLE