Öne Çıkanlar Personel Alımı Adalet Bakanlığı Memur Alımı KPSS Puanı Adalet Bakanlığı Memur Alımı KPSS Puanı Düşürülebilir Adalet Bakanlığı Memur Alımı KPSS Puanı Düşürülecek Mi? 2015 KPSS Sonuçları

Uzmanların Açıklamasına Göre Kışın Alınan Kiloları Vermek Çok Kolay!

Kışın aldığımız kiloları vermek oldukça zor oluyor değilmi. Bir çok kişi bu sorundan şikayet ediyor özellikle Türkiye'de kilo sorunu malesef oldukça sorun teşkil ediyor. Peki Kışın aldığımız kiloları nasıl veririz? Kışın Neden kilo alıyoruz? tüm bu soruların cevapları sitemizde uzman açıklamaları ile alacaksınız.

Uzmanların Açıklamasına Göre Kışın Alınan Kiloları Vermek Çok Kolay!

Uzmanların Açıklamasına Göre Kışın Alınan Kiloları Vermek Çok Kolay

Ülkemizin büyük bir kesiminde yaşanan yoğun kış şartları nedeniyle rahatça dışarı çıkamadığımız için, hareketlerimizin azlığı ve spor yapamayışımız kış aylarında kilo almamıza sebep oldu. Peki, kışın aldığımız bu kiloları nasıl veririz?

Kış aylarında alınan kiloların nasıl vereceği hakkında ipuçları veren Beslenme ve Diyet Uzmanı Merve Yılmaz Savur, kış ayları içerisinde insanların su içme alışkanlığını unuttuğunu söyledi. Savur, “Malum soğuk havalardan sıcak havalara geçiş yapacağız. Bu soğuk havalarda kişilerin deri altı yağ tabakaları arttı. Bu yağ tabakaları arttığında metabolizmamız dolayısıyla yavaşlıyor. Bundan sonra havaların artık sıcaklıkları artıyor ve haftanın 7 gününün 3 günü sıcak geçmeye başlayacak. Bunu ise biz avantaj olarak değerlendirmemiz lazım ve avantaja çevirerek yürüyüş yapmamız, fiziksel aktivitemizi arttırmamız lazım. Bütün beslenme uzmanları aynı şeyi öneriyoruz ve diyoruz ki her zaman yeterli ve dengeli beslenmemiz yani 3 ana öğün ve 3 ara öğün şeklinde beslenmemiz lazım" dedi


"Kış aylarında gecelerinde uzun olması nedeniyle televizyon karşında abur cuburu çok tükettik ve dolayısıyla kilo aldık" diyen Savur "Yine kışın havalar soğuk ve serin geçtiği için su içmek aklımıza da gelmedi. Geldiğinde de ya bir bardak içtik ya da iki barak içtik ve her insanın günlük içmesi gereken su içme miktarı olan 2 litreyi tüketemedik. Bu da kilo artışına neden oldu” ifadelerini kullandık" ifadelerini kullandı.

"NE AÇ NE DE TOK SPOR YAPIN"

Savur, “Artık bahar geliyor ve insanların aklına yaza nasıl fit girmeliyiz soruları geliyor” diyerek şu tavsiyelerde bulundu: “Bu soruların cevabı aslında basit sadece fiziksel aktivite ile bu güneşli havaları avantaja çevirerek kiloları verebiliriz ve en önemlisi ise kışın içmeyi unuttuğumuz suları artık sıkça tüketmeliyiz. Ama iş bunlarla bitmiyor su bizim yağ yakmamız da yardımcı oluyor fakat beslenmemize planlı bir şekilde başlayıp devam etmemiz gerek. Spora gidiyoruz ama ya tok karna gidiyoruz ya da aç karna. Bu iki şekilde de spora gitmememiz lazım. Çünkü tok karna spor yapmamız bize kas kaybettirir. Aç karna spor yapmamız ise spor dönüşü çok yemek yememize sebep olur. Bunun içi ne tok ne de aç olmamız lazım.”

"ARTIK ARA ÖĞÜN ALIŞKANLIĞIMIZI GETİRMEMİZ LAZIM"

Sabah girdiğimiz rejimin akşam bozmanın tek sebebi ara öğün alışkanlığı olmaması olduğunu söyleyen Savur, “Genelde sabah rejime girip akşam bozma durumumuz oluyor. Bunun sebebi ise öğlen yemek yiyoruz ve akşama kadar olan bölümde hiçbir şekilde ağzımıza besin almıyoruz yani diyet yapıyoruz fakat bu doğru değil. Artık ara öğün alışkanlığımızı getirmemiz lazım. Ara öğün alışkanlığı kazandığımızda öğle yemek yediğimiz vakit akşama kadar olan aralıkta bir meyve veya bir bardak süt içmemiz gerekir ki kan şekerimiz bir seviyede kalsın. Böylece bizim ana yemeğimiz olan akşam yemeğinde az yememizi, çabuk doymamıza fayda sağlar” diye konuştu.


KEBAP YİYEBİLİRİZ AMA BİR ŞARTLA!

Rejim yaparken kebap da yenilebileceğini vurgulayan Savur, “Arkadaşlarla dışarı çıkıyoruz ve canımız kebap çekiyor. Bunu da şu şekilde yapabiliriz mesela, akşam yemeğinde kebap tükettiğimizde ondan sonra ki birkaç günü daha dikkatli beslenerek orantılayabiliriz. Fındık, fıstık, badem bunlar bizim kilo vermemize yardımcı oluyor. Tabi bunlarında bir kâsesini yemememiz gerekiyor ve onun da miktarını ayarlamamız gerekiyor yani günde 10 ila 15 tane fındık yiyebiliriz ve aynı miktarda badem, fıstık yiyebiliriz. Yine sabah kahvaltısında 2-3 tane zeytin yerine ceviz yiyebiliriz” bilgilerini paylaştı.

NEDEN KİLO ALIRIZ SEBEBLERİ

stres,Yaş,Nikotin,Evlenmek,Klimalar,ilaçların etkisi,Genetik miras ve uyku problemleridir. Hareketsiz yaşam şişmanlığın en büyük sorumlusu. Ancak uzmanlar geçtiğimiz günlerde şişmanlığa yol açan yeni faktörlerden söz ettiler. Bugüne kadar hesap basitti: Çok fazla yemek ve az hareket etmek kocaman bir göbek demekti! Ancak bu bilgiyi küçücük çocukların bile bilmesine rağmen değişen bir şey olmadı. Dünyada genel olarak baktığımızda obezite azalmıyor tersine artıyor. Ancak endokrinoloji uzmanları geçtiğimiz günlerde şişmanlığa sebep olan yeni faktörler de keşfettiler. Bilimadamları ‘elbette ki insanların yakabileceğinden daha fazla kalori edinmesi her zamanki gibi en büyük problemimiz’diyor ancak işin içinde başka faktörleri de olduğunu belirtiyorlar. İşte şişmanlığa sebep olan gizli düşmanlar!
 

1. Uyku problemleri

Yapılan araştırmalar, günde 12 saatten az uyuyan okul çağı çocuklarının, 12 saat ve daha çok uyuyanlara göre 3.5 kat daha fazla obezite riskine sahip olduklarını ortaya koyuyor. İşin en ilginci anne-babanın obez olması, hareketsizlik, uzun saatler TV seyretmek gibi faktörlerin hiçbir bu çocuklarda uyku kadar etkili olmuyor! Bilimadamları bunu uyku sırasında leptin hormonunun seviyesinin düşmesine bağlıyor. Çünkü leptin vücutta metabolizmanın hızlanmasına yardımcı oluyor ve açlık hissini önlüyor. Bu süreç yetişkinlerde de aynı şekilde işlediği için gece uykusuna özellikle dikkat etmeniz gerekiyor. Uyku öncesinde yapacağınız ılık bir duş ve içeceğiniz bir bardak sıcak süt sizi daha da rahatlatacak. Eğer kronik bir uyku probleminiz varsa mutlaka bir doktora danışmalısınız.

2. Genetik miras

Gen araştırmaları şimdilerde şişmanlıkla ilgili araştırmaların en önemli ayağını oluşturuyor. Çünkü açlığın sorumlusunun bazı genler olduğu düşünülüyor. Tek yumurta ikizleriyle yapılan araştırmalar gösteriyor ki vücut ağırlığının yüzde 70’ine kadar olan kısmını genlerimize sadece yüzde 30’luk bir bölümünü ise çevre faktörlerine borçluyuz. Bilimadamları şişmanlığa yol açan gen sayısının 30-100 arasında olduğunu söylüyor. Hepsinin tek başına çok küçük bir etkileri var. Ancak bir araya geldiklerinde tartının ibresini fırlatıveriyorlar! Buna göre iştahı artıran genler, vücuda elma veya armut formunu veren genler, metabolizmayı yöneten genler belirlenmiş durumda. Yuvarlak genlere sahip olanların maalesef yediklerine çok dikkat etmesi gerekiyor. Her şeyden önce özellikle yaşamın belli dönemlerinde özellikle dikkat etmeniz gerekiyor. Örneğin hamilelik döneminde veya menopoza girerken… Doktorlar gelecekte bu gen durumunu dengeleyecek ilaçların çıkacağını söylüyor. Ama o zamana dek yapılacak şey beslenme alışkanlıklarına dikkat etmek.

3. İlaçların etkisi

Pek çok kadın bazı doğum kontrol ilaçlarının yarattığı kilo problemlerinden haberdar. Aslında sadece doğum kontrol ilaçları değil genel olarak pek çok ilaç fazla kiloya sebep olabiliyor. O yüzden hastasına ilaç yazan bir doktorun bu konuda hassas davranması gerekiyor. Örneğin bazı depresyon ilaçları 3-4 kiloya kadar artışa sebep olabiliyor. Tansiyon için kullanılan kimi ilaçlarsa ekstra 2 kilo anlamına gelebiliyor. Diyabet ilaçlarının 3-4, insülin şırıngalarının ise uzun vadede 10-15 kiloya kadar artışa sebep olduğu biliniyor. Bu yüzden özellikle diyabet problemi olanların erkenden spor yapmaya başlamaları tedavi sırasında gelebilecek kilolara karşı koymaları açısından önemli. Eğer ilaç kullanımında kilo alma gibi bir endişeniz varsa bunu mutlaka doktorunuzla paylaşmalısınız. Belki de daha ince bir alternatifiniz olabilir!

4. Klimalar

Üşüdüğümüzde veya terlediğimizde vücudumuz ısıyı ayarlamak zorunda kalır ve bunun içinde enerjiye ihtiyacı olur. Klimalar ise işte bu görevi üstlenirler! Hayvanlar üzerinde yapılan bir deneyde sıcakta veya soğukta kilo verdikleri gözlemlenmiş. Gün boyunca sabit olarak ısıtılan veya klimayla soğutan mekanlarda yaşıyoruz. Bu ısı ortalama 26 derece civarında. Ve tam da bu ısıda ekstra hiçbir şey yakmak mümkün değil! Bu yüzden vücudunuza rahat vermeyin ve onu zaman zaman ısı değişimlerine maruz bırakın. Mesela saunaya girin ardından buz gibi havuzda yüzün. Hatta bazı geceler pencereler açık olarak uyumaktan korkmayın. Bu sizin bağışıklık sisteminizi de harekete geçirecek emin olun.

5. Evlenmek

Sadece kişisel tecrübeler değil bilimsel araştırmalar da evliliğin yemek alışkanlıklarını hem kadın hem de erkek açısından bilinçsizce değiştirdiğini ortaya koyuyor. İngiltere Newcastle Üniversitesi bilimadamları, yaptıkları çalışmalarda evlendikten sonra erkeklerin daha sağlıklı beslendiklerini, kadınlarınsa yemelerine çok fazla dikkat etmeyip kilo aldıklarını ortaya çıkarmış. Uzmanlar bunun sebebini kadınların daha fazla et ve büyük porsiyonlarda yemek yemesine, evlilikle ilgili strese daha yatkın olmalarına ve genel olarak sağlıksız beslenmelerine bağlıyor. Peki bu konuda ne yapılabilir? Bilimadamları esprili bir cevap veriyor ya bekar kalacaksınız ya da eski sabit beslenme alışkanlığınızı devam ettireceksiniz!

6. Nikotin

Her geçen gün daha çok insanın sigaradan vazgeçmesi sağlık açısından çok güzel bir şey. Ancak bunun etkilerini sadece ciğerlerde ve deride değil maalesef tartıda da görüyorsunuz! Amerika’daki Michigan Üniversitesi bilimadamları sigarayı bıraktıktan sonra sanıldığından da çok kilo alındığına dikkat çekiyor. Diyelim sigara içerken 2-6 kilo fazlanız varsa sigarayı bıraktıktan sonra bu fazlalık rahatlıkla 7-8 kiloyu bulabiliyor. Çünkü nikotin iştahı kesiyor ve metabolizma çalışmasını hızlandırıyor. Ancak kilo bile alsanız yine de değer çünkü sağlığa nikotinden daha fazla zarar veren bir şey yok. Uzmanlar sigarayı bırakanların özellikle ilk 6 ay çok dikkat etmeleri gerektiğini söylüyor. Kilo alımını önlemek, kilo almaktan daha kolay! Önemli olan bunun bilincine içtiğiniz son sigarada varmak ve buna göre bir bilanço yapmak. Yani daha az yemek ve daha çok spor yapmak.

7. Yaş

Araştırmalar, insanoğlunun 20 yaşının ortasına kadar her ay 300 gram aldığını gösteriyor. Yaşlandıkça da kas grubundan kaybediyoruz. Ancak bu kas grubu önemli çünkü tek başlarına bile kalori yakmak için onlara ihtiyacımız var. 25-30 yaşlarında kilo daha da çok artıyor. Bu 40 yaşına kadar böyle gidiyor. Menopoz döneminde östrojen azaldığı için ekstra kilolar alınıyor. Bu yüzden yaşlandıkça kas egzersizlerine önem vermelisiniz. Ayrıca protein tüketimini de artırmalısınız. Çünkü kas gücünü artırmak için proteine ihtiyacınız var.

8. Stres

Bütün bir gün etrafta koşuşturursak aslında kilo vermemiz gerek değil mi? Ancak Amerika’daki Chicago üniversitesi’nde yapılan bir araştırma bunun aksini gösteriyor! Özellikle kadınlar stres zamanlarında lüzumsuz bir şekilde kilo alıyorlar. Üstelik stres faktörleri ne kadar artarsa o kadar çok kilo alıyorlar! Çünkü stres sırasında kortizol denilen bir madde salgılıyoruz. Bu da yağ hücrelerini harekete geçiriyor ve enerjinin görevini yapmasını engelliyor! Bu stres yükü haftalar boyu sürerse o zaman vücut, yağ deposu rezervini artırıyor! Bu yüzden kendinize zaman zaman mutlaka özel vakit ayırın. Stresinizin üstesinden gelebilmek için birileriyle konuşmak ya da düşüncelerinizi yazıya dökmek de iyi gelebilir! Boston Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre gerilimden en kolay kurtulmanın yolu onun üzerine gitmek! 

Neden kilo alırız

22 Kasım 2013

-A+ Sorunun yanıtını birçok kez verdiğimi düşünüyorum ama yeterince açıklayamamış olabilirim diye bu defa cevabı ben değil, Amerikalı Dr. Walter Willett’e bırakıyorum. Bakın “Yetişkinler için sağlıklı beslenme kılavuzu” adlı kitabında bu soruyu nasıl yanıtlamış. Kilonuz basit ancak kolaylıkla dengesini yitirebilen bir denkleme dayanır: Kilo değişikliği aldığınız kalorilerle yaktığınız kalorilerin farkına eşittir. Aldığınız kadar kalori yakarsanız kilonuz değişmez.

Yaktığınızdan daha fazlasını alırsanız kilonuz artar. Diyet yapmak bu yelpazenin diğer ucunu ilgilendirir: Yaktığınızdan daha az kalori almak. Neden bulunduğunuz kiloda olduğunuz, neleri, nasıl yediğinizin, genlerinizin, yaşam tarzınızın ve kültürünüzün bir bileşimidir. Beslenmeniz: Ne yediğiniz ve ne kadar yediğiniz kilonuzu etkiler. Genler: Kilonuz ve vücut şeklinizden iyi ya da kötü kısmen anne ve babanız sorumludur. Ayrı büyütülen ikizler üzerinde yapılan araştırmalar genlerin kilo alma ya da aşırı kilolu olma üzerinde güçlü bir etkisi olduğunu gösterdi, yani bazıları genetik olarak kilo almaya yatkın. Kalıtım göğüs ve bel etrafında yağ depolama eğiliminde rol oynamaktadır.

Bazı kişilerin yağ ya da karbonhidratlardan aldıkları kalorilere diğerlerine kıyasla daha hassas olmaları da mümkündür, ancak buna dair kanıtlar genetik etkiler son otuz yılda ABD’de obezlik oranlarında görülen hızlı artışı ya da ülkeler arasında obezlik oranları arasındaki büyük farklılıkları açıklayamamaktadır. Tarih öncesi atalarımızın yiyeceklere karşı psikolojik ve davranışsal tepkilerimizi şekillendirmiş olması olasıdır. İlk insanlar bolluk ya da kıtlık koşullarıyla mücadele ediyordu.

Bir dahaki mükellef yemeğin -olgunlaşmış orman yemişi kümeleri ya da yakalanabilir bir antilop gibi- ne zaman ortaya çıkacağını kestirmek olanaksız olduğundan yemek önüne geldiğinde mümkün olduğunca çok yemek hayatta kalmanın anahtarlarındandı. Hayatta kalmak için yapılan bu intibak asırlar önce rutin kıtlık dönemlerine tepki olarak beden ve akıl arasında evrim geçiren karmaşık kimyasal etkileşimler, bizi mümkün olduğunda yemek yemeğe itiyor olabilir anlamına gelmektedir. Bu bolluk döneminde bunun anlamı sürekli yemektir.

DAHASI VAR...

Yaşam tarzı: Yemek yemek, kilo değişimi denkleminin hoşa giden, duyuları tatmin eden tarafını temsil ediyorsa, metabolizma ve fiziksel faaliyetler de bunun meşakkatli yanını temsil eder. Dinlenme anındaki (bazal) metabolizmanız nefes alıp vermek, kan pompalamak ve dolaşımda tutmak, beyinden bedene mesaj göndermek, vücut ısınızı korumak, gıdaları sindirmek ve kaslarınızda doğru oranda bir gerilim tutmak için gereken enerjidir. Genellikle günlük enerji harcamanızın yüzde 60-70’ine karşılık gelir. Geri kalanını fiziksel faaliyetler oluşturur.

Eğer masa başında çalışıyorsanız ve arabanızdan işyerinize sonra da tekrar arabanıza çok az yürüyorsanız günlük yaktığınız kalori miktarı komik denecek ölçüde az olabilir. Kültür: Çok yemeğe müsamaha ediliyor, hatta bu saygı görüyor. Sevgi yemek demek, yemek de sevgi demek -anneannenizi size bir tabak daha yedirmeye çalışırken düşünün ya da pek çok tatil yemeğinde ya da günlük öğünlerden sonra memnuniyet nidalarını ve kemer gevşetmeleri gözünüzün önüne getirin.

Bunlar evrensel eğilimler de değildir. Fransa’da ve Asya’nın büyük bölümünde mutfak kültürü tabağa ne kadar yemek doldurulduğuna değil kalite ve sunuma önem verir. Pek çok kültürde insanlar doyana kadar yemenin uygunsuz ya da düpedüz kaba bir davranış olduğunu düşünür ve çocuklarına kapasitelerinin yüzde 70’i kadar yemelerini öğretirler.

YENi BESiNLER FARKLI

Gıda endüstrisi bizi baştan çıkarmanın en iyi yollarını öğrenmek ve sonra da bu bilgi temelinde hareket etmek için her yıl milyarlarca dolar harcıyor. Tuzlu ve tatlıya karşı miras aldığımız ve bir zamanlar hayatta kalmak için gerekli keskin duyularımız sürekli istismar ediliyor. Ürünlerdeki tuz ve şeker içeriği bizim tatlı ve tuzlu beklentilerimizi arttırmaya ve bizi daha fazla yiyip satın almaya sevk edecek şekilde fazlalaştırıldı. Dahası yiyecekler her yerde satılıyor; kitapçılarda ve mağazalarda kahve tatlı sunuluyor, spor karşılaşmalarında midenizi tıka basa dolduran yiyecekler yiyebilirsiniz. Restoranlar da geri durmuyor

Fransız Yeni Akımın mütevazı yerini kocaman porsiyonlar aldı ve önünüze 1500-2000 kalori, yani aşağı yukarı tüm gün boyunca toplam ihtiyaç duyacağınız kaloriyi içeren bir yemek getirilmesi hiç de istisnai bir durum değil. Yiyeceklere bu inanılmaz erişim ve neredeyse yemek konusunda en bilinçli olanların bile irade gücünü sınıyor. Kilo kontrolü sağlıklı olmanızda tek başına en önemli unsur olduğundan aşırı yemek ciddi sağlık riskleri getiriyor.”

SONUÇ.. . Amerikalı uzmanın yazdıkları sizi ne kadar tatmin etti bilmiyorum ama bu mükemmel yaklaşımın altına ben de imzamı atabilirim. Daha az ve daha doğal şeyler yiyip içmenin ve daha çok hareket etmenin bir yolunu bulmazsak sorun çözülmek bir yana büyüyerek devam edecek. Bu nedenle 20 yıllık o eski formülüm hâlâ geçerlidir: Yediklerinizin yarısı, yaptıklarınızın iki katı!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.